Geçtiğimiz günlerde TBMM de Hayvan Hakları komisyonunun kurulduğu haberiyle ümitlendik. Yüzümüzde tebessüm içimizde bir umut oluşumuna sebep olan bu gelişmenin üzerinden saatler geçmeden farklı bir haberle yine sarsıldık.

Hayvan haklarının konuşulduğu bir ortamda hayvana değil tüm canlılara yöneldiğinde nefretle karşılaştığımız tecavüz eyleminin hayvanlar için Türkiye’de hep süregelen bir eylem olduğu fikrinin savunulması.

Yıllardır kırsal kesimde bir gelenekmişçesine savunulan tecavüz olayını bu derece kanıksamak nasıl bir akıl tutulmasıdır? Yapılan açıklama tam da bu şekilde oluşmuş bizleri hayrete düşürmüştür..

Tecavüzün haklılığı nasıl savunulur? Nasıl normal bir eylemmişçesine konu edilir? İleri gideceğimize neden hala inatla geri kalmaya devam ediyoruz?

Tecavüz evrensel ve türü, dini, ırkı ve cinsiyeti olmayan bir eylemdir! Suçtur! Hayvan bilinçli ve her şeyi hisseden bir canlıdır.
Hayvan olduğu için küçümsenmesi ve bu eylemin meşrulaştırılması nasıl normal karşılanır ve savunulur.?

Baroların hayvan hakları komisyonları ve veterinerlik fakülteleri bu eyleme suç olarak bakmakta ve bu şekilde de değerlendirmekte.
Sözü edilen meclis araştırma komisyonu nasıl bu iki adalet unsurunu görmezden gelerek böyle bir değerlendirme yapmaktadır?

Buradan elde edeceğimiz sonuç hala bir arpa boyu yol alamadığımız gerçeğidir!

Bizleri hayrete düşüren ikinci konu ise son bakanlık açıklamalarının ne kadar iki yüzlü olduğunun gözler önüne serilmesi.

Sokak hayvanlarının karşılaştığı kaza, açlık hastalık, darp ve tecavüz gibi olaylarda sokak hayvanlarının korunmasını amaçladıklarını söyleyerek sürdürülebilir barınak olayına tekrar atıfta bulunulup barınakların iyileştirilmesi için devletin ayırdığı 31,5 milyon TL gibi bir fonun açıklanmasıdır.

Böylece seçimlerin ardından neyi hedefledikleri netleşmiş ve ortaya konmuştur. Bu açıklamalardan haberdar olan basın ve birtakım adaylar bunu kullanmakta hatta ve hatta seçim vaatleri arasına koyma cesaretini dahi göstermektedirler.

İnsanların yaptığı kötülüğü bugün son sınırda yaşayan bu canlılara reva görülen yaşam tarzı budur.Aklen ve duygusal olarak asla kabul edilemeyecek bu uygulamalar bütünü yarın kara bir leke olarak tarihimize geçecektir.

Doğadan şehir merkezlerine uzanan yolculuğun sonucunda her defasında insanların yanında yer almalarına rağmen şimdi yapayalnız bırakılan bu canlılara duymamız gereken sorumluluğun bilincinde değiliz.

Hayvana bakışımız yaşam hakkı olan bir canlı olarak değil kullanılan mal seviyesindedir.

Yinelemekten vazgeçmeyeceğim tek cümle; Hayvan haklarını koruduğumuz kadar insanız!

Ve evet yarın artık çok geç!!

You May Also Like

24 TV ve Star da kapatılıyor

TürkMedya’da bir gazete ve bir televizyon kapısına kilit vurulacak. Medyaradar’ın haberine göre;…

Ahmet Hakan: Ankara’daki toplantı Ekrem İmamoğlu’nun kalesine atılmış üç politik goldür

Hürriyet Gazetesi yazarı Ahmet Hakan bugünkü köşesinde Ankara’da dün toplanan büyükşehir belediye…

Kerimcan Durmaz Türkiye’yi terk etti

Sosyal medya fenomeni Kerimcan Durmaz, Türkiye’den ayrılma kararı aldı. Kerimcan Durmaz hakkında,…