Özgürlüğün kelime anlamını hiç düşündünüz mü?Herhangi bir koşulla sınırlanmama, zorlamaya ve kısıtlamaya bağlı kalmaksızın düşünme ve davranma biçimi. Hiçbir koşulla sınırlanmama.. oysa ki hayvanlar
tam tersi bir durumla karşılaşmakta ve her şekilde zorlamaya, sınırlamaya maruz kalıp bir canlı olarak doğuştan gelen bu haklarını kullanamamaktadırlar. Hayvanları bu derece önemsememek ve yaşamsal haklarını göz ardı etmek toplumsal olarak içine düştüğümüz, kocaman bir yanlış.. Yıllar öncesinden gelen düşüncelerin, eğitim eksikliği ve yanlışlığı ile çevrelenmesi maalesef
ki hayvanları insanlarımız gözünde değersiz kılmıştır.Böyle bir kanıksama yerleşmiş, ölümleri bile “telef”olarak nitelendirilmiştir..
Hayvanların sanki hisleri ve bilinçleri yokmuş gibi düşünülmüş genel olarak hep bu şekilde davranışlarla karşılaşmaları olağan sayılmıştır.
Hatta kötü ve yanlış davranışlar hayvanlarla özdeşleştirilmiş, insanların gözünde hayvan hep küfür ve aşağılama malzemesi olarak kullanılmıştır. Toplumun düşünce yapısında hayvanın yerini değiştirmek şarttır..doğru davranılması ve değer verilmesi açısından bu ayrıntı önemlidir. Endüstriyel hayvancılıkta yaşatılan feci olaylar tüm çıplaklığı ile anlatılmalı, böylece bireyler kendi düşüncelerinde bu olmaması gerekli davranış bütününü görmeli, değerlendirmeli ve sorgulamalıdır. Hayvanın bir canlı varlık olduğunu gerçeğinin yerleşmesi onlarında hakları olduğu bilincini beraberinde getirecek, yaşam haklarının tıpkı insan gibi korunması gerekliliği netleşecektir.
Tüm hayvanların ayrım yapılmaksızın yaşam hakları kutsaldır, ekolojik olarak değerlidir ve hayat döngüsünün bir parçasıdır.

Tüm bu gerçekliklerden yola çıkarak oluşan kanunlar bütününe ihtiyacımız var.Hukuki olarak hayvanın doğru değerlendirilmesi haklarının korunması ilkesi hayvanı mal olarak görülme zihniyetinden çıkaracaktır. Aşılması gereken engeller, engellerin boyunduruğu altında yaşamaya çalışan hayvanlar. Sokaklara atılan, deneylerde acımasızca öldürülen, moda sektörüne kurban verilen, parklarda esaret altında tutulan, her gün sabahın erken saatlerinde kesime giden, avlanıp yok edilen hayvanlar. 5199 sayılı kanunu bile tam uygulayamayan
hala kendi sorumsuzluklarını gözardı edip sokaktaki hayvanı barınaklara kapatmayı amaçlayan bir siyaset..
Vahşice, keyfiyetle öldürülen hayvanların hukuki karşılığının kabahat olması. Spor olarak nitelendirilip desteklenen avcılık. Kültürümüz denilen Fayton, deve güreşleri. Acımasızca yetiştirilen bazı köpek cinslerinin dövüştürülmesi, kumar malzemesi haline getirilmesi.
Ormanların yok edilmesiyle birlikte oradaki faunanın zarar görmesi, endemik türlerin korunmasında yaptırım ve devamlılık eksikliği..

Görüyorsunuz sorun büyük..çözüm için üretilen fikirler gerçeklik ekseninden çok uzak. Meclis’te kurulan (yeni) komisyon daha çalışmalarına başlamadan hayvan tecavüzünü normalleştirme çabaları. Seçim arifesinde ilk ağızdan verilmiş sözler, gerçekle bu sözlerin hiç bağdaşmaması. Uluslarası 18 tane anlaşmaya devlet resmiyeti ile atılmış imzalar ama o imzaların sorumluluğunun asla yerine tam olarak getirilmemesi. Ve en önemli ayrıntı bu gerçeklerin halk tarafından bilinmemesi. Anlatılmaması..

Gelecekte bir gün gelecek!bu derece olumsuzluğun gölgesinde kalan yaşamlar bizimle varolacak mı? Tartışılır…
Daha doğru dürüst bir yasayı bile uygulayıp, değiştiremezsek gelecekten bahsetmek çok ütopik geliyor..
Tekrarlamadan duramacağım tek gerçek şu; çözüm hemen şimdi! Çünkü yarın

ÇOK GEÇ..!!!

You May Also Like

Kayyum tehlikesinin farkında mısınız? Fırat Yeşilçınar YAZDI

31 Mart seçimleri de 23 Haziran seçimleri de geride kaldı. Seçimin faturası…

Ormanlar yangınları ve Kül sesleri – Akın Olgun YAZDI

Çok yandık, çok yakıldık ve her defasında “yine yakacağız” diyen sesleri duyduk.…

Ay Dilbere bir nedir? – KEMAL BOZKURT YAZDI

Dil bir emirdir diyor Deleuze* öğrencilerine verdiği derste. Bilgi emirden sonra gelir…