Altına işeyenler koğuşu vardı bir aralar... Fırat YEŞİLÇINAR yazdı - Medya Blok

Altına işeyenler koğuşu vardı bir aralar… Fırat YEŞİLÇINAR yazdı

Altına işeyenler koğuşu vardı bir aralar… Fırat YEŞİLÇINAR yazdı

  • Bu yatakhane kimin?
  • Altına işeyenler koğuşu abi.
  • Kim kalıyor orada?

Yıllar önce lise yıllarında yatılı okuduğum okulun pansiyonunda yaşadıklarımı ilk kez buradan anlatmak istedim. Adana’da yaşanan yurt faciası, Ensar’da yaşanan tecavüz sonrası defalarca yazmak istedim ama ‘acaba denk gelir mi,?’ diye cesaret edemedim bir türlü. Ya da pek beceremem bu tarz yazı yazmayı ondandır belki. En son geçenlerde arkadaşlara anlatırken aklıma geldi. Neden yazmayayım ki?

Artvin’in Yusufeli ilçesine bağlı bir liseyi kazandım. O dönem parasız yatılı denen bir şey vardı, kazanmak da zordu. Puan sistemi ile yerleşmiştim. Heyecanım da cabası. Bavul alacam da içine kıyafetlerimi koyacam da gidecem. Hepsi rüya gibiydi. Türkiye’de seçilmiş tek öğrenci benim diye bile düşünmüşümdür. Sonunda geldi çattı gideceğim gün. Bir minibüs ile tuttuk Yusufeli yollarını. İçim içime sığmıyor. İstanbul gibi bir şehir hayal ediyorum. Hayatımda ilk kez büyük bir şehre gitme hevesi var içimde tabi. 13 saat falan sürmüştür tabi. Vardık sonunda. Köy gibi bir yer. Hayaller yıkıldı. Ama yine de hoşuma gidiyor. Tek başıma bir şehirde kalacağım sonuçta. Babam işlemleri bitirdi. Akşam üzeri gidiyorum dedi. Şu an o duyguyu anlatamam belki ama mideme giren kramp, ağrı, kusma…

Sadece tamam dedim. Gittikten sonra ise daha kötü oldum. ‘Pansiyona gidelim’ dedi bizim bir belletmen. (yatılı okullarda akşam nöbetçi kalan öğretmenlere deniyor) Eşyalarımı koğuşa bırakmak için bir yere girdik. Cezaevinden bozma bir yer. Belletmen içeri girer girmez ‘nerelisi’ diye sordu. Van diyince de yüzü gözü değişti garibimin. 2 yılımız o öğretmenin Kürt öğrencileri darp etmesiyle geçecek tabi bilemiyorum.

Kıyafetlerimi yerleştirdikten sonra akşam yemeğine indim. Kara şimşek var yemekte. Gözyaşlarım ile birlikte yiyorum yemeği. Ağlaya ağlaya alıştım Artvin’e. Pansiyona iyice alıştım. Bulunduğumuz kasabaya genelde çevre köylerden gelenler olurdu. Tanıştık zamanla tabi. Bir gün bir arkadaşım hangi koğuşta kalıyorsun dedi. Tarif edince o da ‘İşeyenler koğuşunun yanında mı?’ diye sordu. İlk kez sordum. O ne diyince de ‘abi altına işeyen öğrencileri oraya alıyorlar’ dedi. O an giderek korkmaya başladım. Çünkü o koğuşta kalanların okulda nasıl eğlence konusu olduğunu da biliyordum. Bir kuralı vardı o koğuşun. Zamanla çıkabiliyordun. Eğer altına işemezsen tabi. Ama bir daha işersen yine girersin tabi. Peki niye altına işiyordu bu çocuklar?

  • Dayak
  • Taciz
  • Tecavüz belki

Tabi o an nereden bileceksin bu sözcüklerin ne anlama geldiğini. Hoca tokat atınca onlarca arkadaşın altına işediğini biliyorum. Haftada bir banyo yapmaya giden çocukların arkadaşları tarafından banyoda taciz edildiğini biliyorum. Gece uyurken zorla tecavüze maruz kalanları duyuyorduk, bazen denk geliyorduk. Ya da müdürün bizi cezalandırıp, koğuş camlarımızı kırık bırakmaları. Psikolojimiz bozulsa müdüre gitsek ağzımızı burnumuzu kırar gönderirdi. Jandarmaya desek müdüre şikayet ederdi. Şimdi FETÖ’den tutuklu o dönem vatansever olan bir müdür yardımcısı vardı. Ona desek şakaklarımızdan çeker döverdi. Sağlık ocağına gitsek ağrı kesici ve anti depresan verirdi. İlçeye gitsek mide ilacı verirdi. Tüm bunların sonunda ise dönüp dolaşıp işeyenler koğuşuna girerdik. Koğuştan çıkmayı başarsak okulda altımıza işerdik. Çünkü ne denetim vardı ne de başka bir şey.

Bu yazıyı yıllar sonra anlattığım bir yazı olarak alın. Maruz kaldığımız ırkçı saldırıları da belki zamanla yazarım yine.

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?