Bizi takip edin…

Genel

Devran, Nar Bülbülü ve Aşk – AKIN OLGUN YAZDI

Akın Olgun



Şiir okuyordu bir adam. Bardakta buzlar çatırdıyordu. Sessizlik çöküyordu ve o vakit herkes içinde biriktirdiği hasrete dönüyordu yüzünü.

Herkesin hissettiği ama kimsenin kimseye ilişmediği bir sessizliğe…

Gözyaşlarının içe aktığı her yerde, buğulanır ya gözler,  söyleyemedikleriniz sıkıştırır ya dilinizi, öyle bir zaman dilimidir işte o AN.

İçinizde salıncağını kurmuş, sallanır ah’larınız. Sırtınıza inen ürperti bedeninizi ele geçirdiğinde, tepeden tırnağa gerilir teniniz, atar içinizin dikişleri ve kanasın istersiniz, kanasın da döksün içini.

Oysa olmaz hiç biri.

Bardakta çıtırdayan buzlar gibi karışırsınız sözün hürmetine ve şiir okuyan o sesi, kaldığı yerden devralırsınız;

“Merdivenleri mahkûmlar çıkıyordu.
Şakalaşıp
gülüşerek.
Üç erkek
bir kadın
ve dört jandarma.
Erkekler kelepçeli
kadın kelepçesiz
jandarmalar süngülü.



Merdivenler üstünde bir kayısı gülü
Bir cıgara paketi
Bir gazete kâadı.”

Buzlar eridi, soğudu su ve terledi bardak, dışarısı karanlığa çekildi ve “akşam erken indi” ve hapishanelerde dostların sözü, kelimeleri, cümleleri damdan dama atlayarak, bir havalandırmaya düştü. Demir kapıların sürgüleri büyük bir gürültüyle kapandı.

“Hadi evimize gidelim Anne” dedi çocuk. Annesiyle beraber kaldığı koğuşu evi sanıyordu artık. Sarıldı Burcu kızına. “Burası bizim evimiz değil kuzum” diyemedi. Varsın öyle sansındı, bir çocuğa nasıl anlatılırdı ki cezaevi?

Anlatılmazdı elbet.



Bir masal değildi ki cezaevi ve tel örgüler bir “dilek ağacı” gibi kaç yüz umudu bağlamıştır kim bilir kendine.

Anlatılamazdı elbet ve varsın öyle sansındı. Hayalleri tel örgülere takılmazdı belki o zaman.

Tuttu elinden sımsıkı, yürüdüler “evlerine”

Sessizlik çöküyordu bazen ve o vakit herkes içinde biriktirdiği hasrete dönüyordu yüzünü. Herkesin hissettiği ama kimsenin kimseye ilişmediği bir sessizliğe…

“Devran” içini açmış bekliyordu ve hikâyelerin buğusuna herkes kendi içinden geçeni çiziyor olmalıydı.

“Koşarak geri tepeye çıktığımda alevler göğe kadar yükselmişti. Üç ardiye de cayır cayır yanıyordu. Perihan hiç değilse bu gece üşümeyecekti”

Ben de o tepeye tırmanıp seyrettim. “Perihan hiç değilse bu gece üşümeyecek” dedim içimden.  Orhan’ın aşkı tutuşturmuş ve ısıtmıştı kışın ayazını. Göze almaktı aşk, iyi olanı yapmak ve onun uğruna dövüşebilmekti. Dövüşmüştü Orhan. İtiraz etmiş, direnmiş ve bir şey yapmıştı. Hiçbir şey yapmamaktan daha iyi bir şeydi bu. Susmaktan, görmemezlikten gelmekten daha iyi bir şeydi kuşkusuz yaptığı.

Göze alınmayan ne çok aşk yalnız bırakılmıştır kim bilir?

Sayfaları çevirdikçe, hiç yalnız bırakılmayan aşkların cümleleri sarıyor insanı.

Sıradanlaştırılanların, ötekileştirilenlerin sevdaları, yalın, utangaç, çıplak ve en çok da “BİZ”

Aşkı, sarayların, kralların, sultanların, prenslerin ulaşılmaz kıldıkları yerden alıp, insana veriyor “Devran”

Bozuyor sarayların büyüsünü.

Yakıp sarayları, saltanatları “en azından bu gece üşümeyecek HALK” diyor.

Her hikâyede, AŞK bir özlem olup, dışarı taşıyor. Hasret, kahramanların dilinden içimize sızıyor. Anlıyor ki insan, özlem büyük, derin, coşkulu, umutlu ve en çok da bekleyene aşık.

Sessizlik çöküyordu bazen ve o vakit herkes içinde biriktirdiği hasrete dönüyordu yüzünü. Herkesin hissettiği ama kimsenin kimseye ilişmediği bir sessizliğe…

Masanın dibinde bir kuş beliriyor. Ayaklarımızın arasından korkmadan seke seke geçiyor. Biraz uzaklaşıp bize bakıyor. Kendi etrafında dolanıyor, kızıl gerdanlı göğsünü kabartıp bakıyor cevresine.  Meraklı gözlerimize bir “yabancı” cevap veriyor.

“Robin” diyor bu kuşun ismi.

“Nar Bülbülü” diyor içimizden bir ses.

“Devran” diyorum ben de.

    Dağılmıyoruz, toplanıyoruz...
    Basının, gazetecilerin en büyük meselelerinden birisi de yazmak kadar haberlerin okurlara ulaştırılması. Haberler duyulmasın, okura ulaşamasın diye dağıtım şirketleri, medyalar, ajanslar tek elde toplanırken gazeteciler, toplum tam aksine çok el oldu. Haber yazan ellerimiz kadar Medya Blok’a gelmeyi tercih eden elleriniz bizi buluşturuyor. Buluşmanın sebebi olan harflerin nasıl yan yana geleceği meselesine bir ruh, ’nasıl bir yaşam?' olarak bakan bizimle belki dayanışmak istersiniz diye bir not düşmeliyiz. Elbette size verdiğimiz haberler, makaleler akşam karnınızı doyuracağınız bir ekmek değil ama haberin artık yaşam demek olduğunu da hepimiz biliyoruz.
    Öyleyse beraber yaşayalım…
    Destek olmak için;
Yorum yapın

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Yayın öncesi İmamoğlu ve Küçükkaya ne görüştü?

Medya Blok



Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı Murat Ongun, Nagehan Alçı’nın İmamoğlu ve yayının moderatörü İsmail Küçükkaya ile görüştüğü iddiaları hakkında açıklama yaptı.

Nagehan Alçı’nın Habertürk TV’de aktardığı iddianın üzerine İmamoğlu’nun danışmanı Murat Ongun konu hakkında açıklama yaptı.

Alçı, “Yayından 1-2 gün önce, Ekrem İmamoğlu ile İsmail Küçükkaya’nın bir otelde buluştuğu iddia ediliyor” dedi.

Murat Ongun Odatv’ye yaptığı açıklamada özetle şunları söyledi:

“Çarşamba akşamı, İsmail Küçükkaya bizi aradı. Yayının formatına dair bizimle ve Binali Yıldırım’la konuşmak istediğini iletti. Biz de Perşembe günü Taksim’deki The Marmara Hotel’de ‘Kentsel Gelişim Çözümleri’ başlıklı bir basın toplantısı gerçekleştireceğimizi, o toplantı sonrası görüşebileceğimizi ilettik.

O gün o otelde buluştuk. Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Şükrü Küçükşahin ve ben o buluşmada vardım. Küçükkaya bize 15’er soru soracağını, 3’er dakikalık süre tanıyacağını ve formatın nasıl olacağını anlattı. Bu çizgide yapılan görüşme sonrası, İsmail Küçükkaya Binali Yıldırım ile de görüşeceğini ve bir değişiklik olursa bizi bilgilendireceğini, belirtti.

Kendisi dönmeyince, Cumartesi günü ben aradım İsmail Küçükkaya’yı. Küçükkaya da Binali Yıldırım’la telefonda görüştüğünü ve Yıldırım’ın da ‘Neyi, nasıl sorarsan sor; sana güveniyoruz’ dediğini iletti.



Engin Altay ve Mahir Ünal da bu görüşmelerin olacağını biliyordu. Nagehan Alçı’nın sanki gizemli bir olaymış gibi deklare ettiği buluşma budur” dedi.

    Dağılmıyoruz, toplanıyoruz...
    Basının, gazetecilerin en büyük meselelerinden birisi de yazmak kadar haberlerin okurlara ulaştırılması. Haberler duyulmasın, okura ulaşamasın diye dağıtım şirketleri, medyalar, ajanslar tek elde toplanırken gazeteciler, toplum tam aksine çok el oldu. Haber yazan ellerimiz kadar Medya Blok’a gelmeyi tercih eden elleriniz bizi buluşturuyor. Buluşmanın sebebi olan harflerin nasıl yan yana geleceği meselesine bir ruh, ’nasıl bir yaşam?' olarak bakan bizimle belki dayanışmak istersiniz diye bir not düşmeliyiz. Elbette size verdiğimiz haberler, makaleler akşam karnınızı doyuracağınız bir ekmek değil ama haberin artık yaşam demek olduğunu da hepimiz biliyoruz.
    Öyleyse beraber yaşayalım…
    Destek olmak için;
Devamını oku

Genel

Milliyet yazarına telefon: Örgüt sizi fişlemiş gelmeniz gerekiyor

Medya Blok



Milliyet gazetesi yazarı Ali Eyüboğlu, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nden arandığını ve Adnan Oktar ekibi tarafından fişlendiğini öğrendiğini açıkladı.

Milliyet gazetesi yazarı Ali Eyüboğlu, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nden arandığını ve Adnan Oktar ekibi tarafından fişlendiğini öğrendiğini açıkladı. Eyüboğlu, “Aleyna Tilki’ye destek vermemi, Che Guevara’nın sözlerini paylaşmamı, Londra’ya gitmemi kusurmuşçasına not etmeleri gibi A9’daki yayınlarına benzer bir yığın karalama ve iftira da var yaptıkları fişlemede.” diye yazdı.

Ali Eyüboğlu, “Adnan Oktar kimleri fişledi?” başlıklı yazısında, “Cep telefonum çaldı, baktım 0 212’li bir numara… Sabit hatları genelde bir şeyler pazarlamak isteyenler aradığından açıp açmama konusunda tereddüt ettim. Israrla çalınca açtım, arayan İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü polisi çıktı ve şöyle dedi: ‘Adnan Oktar Suç Örgütü’ne yönelik operasyonu yapan ekiptenim. Örgütten ele geçirdiğimiz flaş belleklerde birçok insanın fişlendiğini saptadık, onlardan biri de sizsiniz. O nedenle İstanbul Emniyet Müdürlüğü Aklama Suçları Birim Amirliği’ne gelip, ‘müşteki’ olarak ifade vermeniz lazım.’

Sosyal medyadan, sahibi olduğu A9’un canlı yayınlarında günlerce hakkımda iftira, karalama ve hakaret dolu yayınlar yapan Adnan Oktar Suç Örgütü’nün beni fişlemesine şaşırdım mı? Hayır… Çünkü bu, Adnan Oktar Suç Örgütü’nün yıllarca uyguladığı ve çoğu kez başarılı olduğu bir yöntem” ifadelerini kullandı. “İnternet, sosyal medya ve sahibi oldukları A9 kanalından şahsıma yönelttikleri iftira, aşağılama ve hakaret dolu yayınlarla beni sustura-mayınca, işi bir adım daha ileri götürüp, 8 GB’lık flaş bellekle fişlediler beni” diyen Ali Eyüboğlu, yazısını şöyle sürdürdü:

“İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şube polisleri 11 Temmuz 2018’de yaptıkları operasyonla Adnan Oktar Suç Örgütü’nü çökertince, ellerinde patladı fişleri…

Sadece beni mi fişlediler?

Hayır…



İddianame hazırlandığında ne kadar insanı fişledikleri de çıkacak ortaya…

İki cep telefonumu aylarca usulsüz dinleyen FETÖ’cü polisler gibi Adnan Oktar Suç Örgütü’nden de davacı oldum.

Milliyet’te her gün çıplak, dekolte kadınlar ve homoseksüellerin fotoğraflarını yayınladığım gibi bir sürü yalan ve saptırmanın yanı sıra Aleyna Tilki’ye destek vermemi, Che Guevara’nın sözlerini paylaşmamı, Londra’ya gitmemi kusurmuşçasına not etmeleri gibi A9’daki yayınlarına benzer bir yığın karalama ve iftira da var yaptıkları fişlemede.”

    Dağılmıyoruz, toplanıyoruz...
    Basının, gazetecilerin en büyük meselelerinden birisi de yazmak kadar haberlerin okurlara ulaştırılması. Haberler duyulmasın, okura ulaşamasın diye dağıtım şirketleri, medyalar, ajanslar tek elde toplanırken gazeteciler, toplum tam aksine çok el oldu. Haber yazan ellerimiz kadar Medya Blok’a gelmeyi tercih eden elleriniz bizi buluşturuyor. Buluşmanın sebebi olan harflerin nasıl yan yana geleceği meselesine bir ruh, ’nasıl bir yaşam?' olarak bakan bizimle belki dayanışmak istersiniz diye bir not düşmeliyiz. Elbette size verdiğimiz haberler, makaleler akşam karnınızı doyuracağınız bir ekmek değil ama haberin artık yaşam demek olduğunu da hepimiz biliyoruz.
    Öyleyse beraber yaşayalım…
    Destek olmak için;
Devamını oku

Genel

Fatih Altaylı’dan olay seçim vaadi açıklaması!

Medya Blok



Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu’nun karşı karşıya geldiği canlı yayına değinen Fatih Altaylı, gençlere sunulan vaatleri eleştirdi.

 

23 Haziran seçimlerinden önce son kozlarını paylaşmak için Ekrem İmamoğlu ve Binali Yıldırım, İsmail Küçükkaya’nın moderatörlüğünde bir araya geldi.

Tüm Türkiye’yi ekrana bağlayan canlı yayında adaylar, bir yandan soruları yanıtlarken diğer yandan da vaatlerini açıkladı. Genç kitleye de birçok vaatte bulunan başkan adaylarını Fatih Altaylı, canlı yayınında eleştirdi.

Adayların gençlere sunduğu internet vaadiyle ilgili Altaylı, “Birisi deseydi ki; ‘ben gençlerin seks kanallarına girmesini açacağım’ deseydi. Keza Ekrem İmamoğlu. O zaman sonucu etkilemiş olurdu tabii. Gençler girsin ne olacak. Ne zararı var bunun gençlere. Görüyorsun yolda direğe tecavüz etmeye çalışıyorlar.” ifadelerini kullandı.

    Dağılmıyoruz, toplanıyoruz...
    Basının, gazetecilerin en büyük meselelerinden birisi de yazmak kadar haberlerin okurlara ulaştırılması. Haberler duyulmasın, okura ulaşamasın diye dağıtım şirketleri, medyalar, ajanslar tek elde toplanırken gazeteciler, toplum tam aksine çok el oldu. Haber yazan ellerimiz kadar Medya Blok’a gelmeyi tercih eden elleriniz bizi buluşturuyor. Buluşmanın sebebi olan harflerin nasıl yan yana geleceği meselesine bir ruh, ’nasıl bir yaşam?' olarak bakan bizimle belki dayanışmak istersiniz diye bir not düşmeliyiz. Elbette size verdiğimiz haberler, makaleler akşam karnınızı doyuracağınız bir ekmek değil ama haberin artık yaşam demek olduğunu da hepimiz biliyoruz.
    Öyleyse beraber yaşayalım…
    Destek olmak için;
Devamını oku