Bizi takip edin…

Yazarlar

HAFIZA KARTI (Ne demiştik daha önce?) – Emrah Elçiboğa – YAZDI

Emrah Elçiboğa



Rüzgar terse estiğinde terse gidenlerin hepsi yön değiştirecek, elinin tersiyle ittiğine gülümseyecek.
“Ben de buradayım, sendenim” diyecek.
“Lan dümbük ben zaten hep buradaydım senin gibi savrulmadım, bildiğim doğrudan şaşmadım” diyecek olmanın şahane hissiyatını içimde saklıyorum.
Bunu karşıya değil yanıbaşımızda olduklarını sandığımız tatlı su yılan balıklarına… Tehlikenin en büyüğü onlar. Yarınlarda taklacı güvercin olup “ama, fakat, lakin…” li cümleler kurup cevvalik yapacaklar. Suyun öbür yanına mancınık kullanmak farz olsun o vakit demiştim ve şöyle eklemiştim.

Dürüst olmak çok sıkıntılı değil mi?
Düşünsene onca yalan riya arasında hakikatin peşinde olmak, onu izah etmeye çalışmak, onurlu kalıp yanlış yola meyletmemek, insanların sana salak muamelesi yaparken, küplerini doldurduğunu görüp küplere binmemek ne kadar güç değil mi?

Yorucu… Ama hakikati söylemekten yorulmuyor insan. Hakikati kendine düstur ettiğini söyleyip seni buna inandırmaya çalışanların hakikat karşısındaki riyakar yanar dönerliğinden yoruluyor. “Ama”lardan, “fakat”lardan, “lakin”lerden, “tamam haklısın”lardan, “evet ben de biliyorum”lardan yoruluyor insan.

Kısa vadede elinize sinirden, ihanetten, kullanılmış olmaktan başka şey geçmiyor. Oysa karşınızdakiler nasıl da palazlanıyor, nasıl da semiriyor değil mi? O değirmenin suyu akmayınca, o sahte birliktelikler bozulunca ve tüm kirli çamaşırlar ortaya dökülünce ne olacak? Gerçeğin er geç ortaya çıkmak gibi bir huyu varken kandırılmışsın, kullanılmışsın ne yazar? Bunu sana bir kere yaparlar ya sonra?

Hep aynı kelimelerle, cümlelerle kafalanmaya çalışılıyoruz değil mi? Hepimizin hikayesi “köprüyü geçene kadar” yahut “öküz öldü ortaklık bitti” de buluşuyor değil mi? İşte burada önemli olan vazgeçmemek… Kalbin aklın doğruluğundan ödün vermemek… Ben de onlar gibi olacağım enayi miyim? tuzağına düşmemek… Dürüst olmak, haktan, haklıdan, adaletten vazgeçmemek uzun vadede size herşeyi kazandıracaktır. En azından başınız dik dolaşabilmek kadar güzeli var mı?

Sabır güzel kardeşim sabır… Üstünü kirletebilirler, karalayabilirler fakat sen kendini bile isteye pisletmeyeceksin. Bir anlık zevk, ihtiyaç, menfaat uğruna satmayacaksın içindeki sapasağam omurganı. Çok şey diyecekler, hiç olmayanı olmuş gibi gösterecekler, ezilecekler senin doğruluğun ve yol değiştirmenin sonucunda, daha hınçlanıp daha fazla sinsice saldıracak önceki dediklerinin hepsini alaşağı edecekler. Sen dimdik duracaksın yüreğinin altına koyduğun dürüstlük desturuyla. Sonra mı? Onlar birbirine düşecek ve kendilerini aklamak için yanındakileri satmaya çalışacaklar. Kardeş dediklerini tek kalemde silecek, ölümüne dediklerini ilk onlar gömecek… Sabır kardeşim senin en büyük yoldaşın olsun.

Doğrunun kimden, nereden geldiğine bakmaksızın işini iyi yapmalı, hakkı kimseyi kollamadan eğip bükmeden teslim etmelisin. Yüzde bir de olmasan farketmez işte asıl nişane orada. Hiç üzülme… Sana değerlerinin ne kadar değersiz olduğunu hissettirmek için yapılan salvolara asla göz süzme. Bırak küçük yerlerin krallık sevdalarıyla başbaşa kalsınlar, bırak iki akçe kazandıkları için seni yok saysınlar, sana ağlayıp arkanı döndüğünde tef çalsınlar… Sen yeter ki içindeki müziği kaybetme, sen yeter ki yüreğinin akorunu bozma…



Korkma… dürüst olmak korkulacak bir şey değil. Asıl onlar dürüstten korkarlar. Bilirler ki her şartta koşulda doğrunun savunucusu olacaksın. Bilirler ki senin yanında sahtekarlık yapamaz, yalan söyleyemez, hak yiyemez ve kandıramazlar kimseyi. Bu sebepten seni uzak tutmak isterler herşeyden herkesten. Kimseyi etkileme diye kendi foyalarını ortaya çıkarma diye. Bir de çirkefçe kulp takarlar ki geri dönüşün olmasın. Bilirler ki sen aynı çirkeflikte savaşmazsın. Dürüstlüğünden emin oldukları gibi oyunu kurallarına göre oynayacağından da eminlerdir. Bir de cehaletlerini örtmek adına seni senin silahınla yani ahlakınla vurmaya çalışırlar. Zavallılar…

Gün gelir devran döner. Senin hakkınla doyan kursakları tıkanır, şimdi çocuğuna reva görülen kuru ekmeğe gün gelir muhtaç olunur. Sen çocuğuna haysiyetli masallar okurken, masanda lekesiz anılar cirit atarken, içinde kötü olmamanın kul hakkı yememenin saadetiyle nefes alırken, bugünün dev aynası karşısındaki cüceleri yaşayacak orman bulamayacaklar. “Yaşamak bir orman gibi kardeşcesine” lafının anlamını gerçekten anlayacaklar.

Dürüst olmak sıkıntılı değil. Bırak şimdi uydurulmuş sahte zaferlerinin tadını çıkarsınlar, cepteki sermaye bitene dek dünyayı ben yarattım havasında gezsinler, yalan türküler söyleyip dans etsinler, bir giydiklerini bir daha giymeyip emek verenin hakkını sömürsünler, hep bana rabbena desinler, sırt sırta versinler rüzgar hep böyle esecek zannetsinler. Senin heybendeki güzelliğin ve insan olmanın haysiyetinin bugün kur olarak değeri olmasa da onların düzeni bozulduğunda senin asla bozdurmayacağın bir altın rezervin olacak.

Haydi eyvallah!!!



    Dağılmıyoruz, toplanıyoruz...
    Basının, gazetecilerin en büyük meselelerinden birisi de yazmak kadar haberlerin okurlara ulaştırılması. Haberler duyulmasın, okura ulaşamasın diye dağıtım şirketleri, medyalar, ajanslar tek elde toplanırken gazeteciler, toplum tam aksine çok el oldu. Haber yazan ellerimiz kadar Medya Blok’a gelmeyi tercih eden elleriniz bizi buluşturuyor. Buluşmanın sebebi olan harflerin nasıl yan yana geleceği meselesine bir ruh, ’nasıl bir yaşam?' olarak bakan bizimle belki dayanışmak istersiniz diye bir not düşmeliyiz. Elbette size verdiğimiz haberler, makaleler akşam karnınızı doyuracağınız bir ekmek değil ama haberin artık yaşam demek olduğunu da hepimiz biliyoruz.
    Öyleyse beraber yaşayalım…
    Destek olmak için;
Yorum yapın

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Binali Yıldırım’a tuzak soru sorulur mu?

Avatar



Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu’nun katılacağı ortak yayın yarın akşam 20:00’de başlıyor.

İsmail Küçükkaya’nın moderatörlüğünde yapılacak yayın ile ilgili çeşitli bilgiler de gelmeye devam ediyor. Binali Yıldırım’ın soruları önceden istediğini söyleyen Ekrem İmamoğlu’na yanıt yine Binali Yıldırım’dan gelmişti. Yıldırım soruları almadığını ve böyle bir teklifin gelmediğini söyledi. Eğer sorular verilememişse Binali Yıldırım’ın biraz zorlanacağı belli. Çünkü geçtiğimiz günlerde yapılan NTV-Star ortak yayınında Binali Yıldırım’ın önceden soruları aldığı video ile kanıtlanmıştı. İspark ile ilgili soruları önceden alan Yıldırım’ın sorulmayan soruya bile hızını alamayıp cevap verdiğini milyonla izledi. Peki imdi ne olacak?
Binali Yıldırım2ı bekleyen tuzak sorular var. Tuzak diyoruz çünkü Binali Yıldırım’a bugüne kadar hiç malvarlığı sorulmadı. Yayına çıktığı yerler Binali Yıldırım’ın yakın olduğu yerler. Muhalif basına ise Binali Yıldırım konuşmuyor. Ama yarın Binali Yıldırım’a da Ekrem İmamoğlu’na da sorulacak ilk soru malvarlığı olacaktır. Ekrem Imamoğlu defalarca iş insanı olduğunu vurgulayarak zengin biri olduğunu söyledi. Ama Binali Yıldırım’ın oğlunun çok sayıda varlığı olduğu biliniyor. Buna nasıl cevap vereceği ise yarın akşam saatlerinde görülecek.
AK Parti içinde de garip bir sessizlik var. Bu yayını sanki AK Parti istemiş gibi yayınlar yapılıyor, yorumlar da cabası. Yıllardır Türkiye’de yapılmayan bu yayınların tek sorumlusu AK Parti iktidarıdır. Ama bu kez engelleyemediler, mecbur kaldılar. Anketler ve sokak çok kötü bir tablo çiziyor. AK Partinin kazanma ihtimali bile yok. Son hamle olarak böyle bir yol denenecek. Bu yoldan sonra da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yol haritası belli olacak.

    Dağılmıyoruz, toplanıyoruz...
    Basının, gazetecilerin en büyük meselelerinden birisi de yazmak kadar haberlerin okurlara ulaştırılması. Haberler duyulmasın, okura ulaşamasın diye dağıtım şirketleri, medyalar, ajanslar tek elde toplanırken gazeteciler, toplum tam aksine çok el oldu. Haber yazan ellerimiz kadar Medya Blok’a gelmeyi tercih eden elleriniz bizi buluşturuyor. Buluşmanın sebebi olan harflerin nasıl yan yana geleceği meselesine bir ruh, ’nasıl bir yaşam?' olarak bakan bizimle belki dayanışmak istersiniz diye bir not düşmeliyiz. Elbette size verdiğimiz haberler, makaleler akşam karnınızı doyuracağınız bir ekmek değil ama haberin artık yaşam demek olduğunu da hepimiz biliyoruz.
    Öyleyse beraber yaşayalım…
    Destek olmak için;
Devamını oku

Genel

AKP içinde tuhaf gelişmeler var

Avatar



İkinci İstanbul seçimlerine sayılı günler kaldı. AKP’nin İBB Adayı Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu çalışmalarına hız verdi. Yıldırım diğer seçimlerden farklı olarak bu seçimlerde ön planda çalışmalarını yürütüyor. Ekrem İmamoğlu ise bu seçimde eli daha güçlü seçime giriyor. Çünkü sadece partisi değil AKP de dolaylı olarak kendisine çalışıyor.
AKP, 31 Mart seçimlerinin kaybedilmesinin en büyük nedeninin Karadenizliler olduğunu söylemişti. 31 Mart sonrası yapılan ilk değerlendirme toplantısında vurgu yapılan konuya daha hassas yaklaşması beklenen AKP, yaptığı hamleler ile verilen oyları ve desteği de geri itti.

AKP’nin Esenler Belediye Başkanı 31 Mart seçimlerinin ardından çıkıp Ekrem İmamoğlu’nun Yunan olduğunu söyledi. Yunan ve Pontus söylemi Trabzonluları sinirlendirdi. Pontus ve Yunan söylemi üzerinden muhalefet bir ırkçılık yapsa da sonuç Trabzonluları çok sinirlendirdi. Bu söylemi ana akım medya, havuz medya da iyice işleyince Trabzon’da Ekrem İmamoğlu’nu binlerce kişi Karadeniz’de karşıladı. Yani bu söylem ile AKP’den uzaklaşan Karadenizliler, CHP’ye yanaştı.

AKP’nin 31 Mart sonrası yaptığı bir başka değerlendirme ise Kürt oylarıydı. Bölgeye çıkarma yapan AKP, 31 Mart’ta kullandığı bütün söylemleri değiştirerek Kürt seçmenini kardeş ilan etti. İşi biraz abartıp bölgeye İBB adayı Binali Yıldırım gönderildi. Ama bu da tutmadı. Binali Yıldırım Kürdistan dedi, Dersim ile ilgili sözler kullandı ama olmadı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kürdistan sözleri halen akıllarda iken Fatih Mehmet Maçoğlu’nun Dersim Belediyesi halen gündemdeyken bu sözlerin kullanılmasının seçim malzemesi olduğu herkes tarafından kısa sürede anlaşıldı. Çünkü Binali Yıldırım Diyarbakır’da Kürtçe başladığı konuşmasında Kürdistan mensubu sözlerini kullandı. Ama bu sözleri kullanan AKP’li aday kendi partisinin kazandığı Bitlis’te yapılanları unuttu. Bitlis’te kayyum döneminde dahi kaldırılmayan Kürtçe tabela AKP’li başkan tarafından kaldırıldı. Bununla da sınırlı kalmadı. Tatvan’da belediyenin Kürtçe tabelası kaldırıldı hatta ve hatta mezarlıkta bulunan Kürtçe tabela da rahatsız etmiş olacak ki o da kaldırıldı. Yerine de ‘Her canlı ölümü tadacaktır’ yazıldı. Bunların tamamı bir partinin içerisinde yaşandı.

AKP Kürt ve Karadenizli çıkışı ile Ekrem İmamoğlu’na en az 400 oy kazandırdı. Eğer seçim ağzı bir Roman açılımı da olursa bu oy farkı ciddi şekilde artacaktır.

    Dağılmıyoruz, toplanıyoruz...
    Basının, gazetecilerin en büyük meselelerinden birisi de yazmak kadar haberlerin okurlara ulaştırılması. Haberler duyulmasın, okura ulaşamasın diye dağıtım şirketleri, medyalar, ajanslar tek elde toplanırken gazeteciler, toplum tam aksine çok el oldu. Haber yazan ellerimiz kadar Medya Blok’a gelmeyi tercih eden elleriniz bizi buluşturuyor. Buluşmanın sebebi olan harflerin nasıl yan yana geleceği meselesine bir ruh, ’nasıl bir yaşam?' olarak bakan bizimle belki dayanışmak istersiniz diye bir not düşmeliyiz. Elbette size verdiğimiz haberler, makaleler akşam karnınızı doyuracağınız bir ekmek değil ama haberin artık yaşam demek olduğunu da hepimiz biliyoruz.
    Öyleyse beraber yaşayalım…
    Destek olmak için;
Devamını oku

Genel

İktidarın 23 Haziran için bir ‘B Planı’ olabilir

Avatar



Yüksek Seçim Kurulu (YSK) dün sandık kurullarını yasaya aykırı olarak oluşturdukları iddiasıyla, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma geçiren ilçe seçim kurulu başkanları ve seçim müdürlerinin, yenilenecek seçimlerde de görevlerine devam etmesine karar verdi.
YSK, soruşturma geçiren ilçe seçim müdürleri ile yeniden seçime gidilmesinin doğru olup olmadığı hususunda istenilen görüşe, kurulun 25 Ocak 2018 tarihli ve 2018/62 sayılı kararı ile kabul edilen Seçim Müdürlükleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Genelgeyi hatırlatarak şöyle yanıt verdi:

“İlçe seçim kurulu başkanlarının ve seçim müdürlerinin görev, yetki ve sorumlulukları 298 sayılı Kanunun 15 ve devamı maddeleri ile Seçim Müdürlükleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Genelgede belirlenmiş olup, 23 Haziran 2019 tarihinde yapılacak olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi için ilçe seçim kurulu başkanı, seçim müdürü ve seçim personelinin görev değişikliği hususunda bu aşamada yapılacak bir işlem bulunmadığına, karar verildi.”

YSK’nın bu kararına itiraz AK Parti’den geldi. AK Parti tarafından yapılan açıklamada YSK’nın kararının yerinde olmadığı görüşü savunuldu. YSK bu itiraza bayramdan sonra yanıt verecek. YSK’nın bu tartışmalı kararı sürerken şimdi de YSK’nın İstanbul’da seçimin iptalinin gerekçesi olarak gösterdiği memur olmayan sandık görevlileri ile ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı suç duyurusunu da geri çektiği öğrenildi. Bütün bu gelişmeler iki gün içerisinde yaşandı.

Baş döndüren bu gelişmeler akıllara 31 Mart öncesi ortaya çıkan ‘Hayali Seçmen’leri hatırlatıyor. Defalarca bu seçmenlerle ilgi duyuru yapan, uyarılarda bulunan muhalefet, 31 Mart’ta yapılan seçimde iktidardan gol yedi. İktidar 31 Mart öncesi sanki muhalefet ‘Hayali Seçmen’ler ile ilgili hiç uyarı yapmamış gibi ortaya çıktı. Seçimi iptal etmek için de Büyükçekmece ve daha nice merkezde ‘Hayali Seçmen’ olduğunu iddia etti.

İktidar şimdi de YSK eliyle bir hamle peşine düşmüş gibi. ‘Çaldılar’ diyen iktidar, YSK’nın kararında bir şey görmeyince şimdi de aynı kurullarla bu seçime gitmeye karar vermiş olabilir. Eğer 23 Haziran’da beklediğini almazsa ‘B Planı’ olarak 31 Mart seçimlerinde olduğu gibi yine muhalefeti suçlayabilir.

    Dağılmıyoruz, toplanıyoruz...
    Basının, gazetecilerin en büyük meselelerinden birisi de yazmak kadar haberlerin okurlara ulaştırılması. Haberler duyulmasın, okura ulaşamasın diye dağıtım şirketleri, medyalar, ajanslar tek elde toplanırken gazeteciler, toplum tam aksine çok el oldu. Haber yazan ellerimiz kadar Medya Blok’a gelmeyi tercih eden elleriniz bizi buluşturuyor. Buluşmanın sebebi olan harflerin nasıl yan yana geleceği meselesine bir ruh, ’nasıl bir yaşam?' olarak bakan bizimle belki dayanışmak istersiniz diye bir not düşmeliyiz. Elbette size verdiğimiz haberler, makaleler akşam karnınızı doyuracağınız bir ekmek değil ama haberin artık yaşam demek olduğunu da hepimiz biliyoruz.
    Öyleyse beraber yaşayalım…
    Destek olmak için;
Devamını oku