Rüzgar terse estiğinde terse gidenlerin hepsi yön değiştirecek, elinin tersiyle ittiğine gülümseyecek.
“Ben de buradayım, sendenim” diyecek.
“Lan dümbük ben zaten hep buradaydım senin gibi savrulmadım, bildiğim doğrudan şaşmadım” diyecek olmanın şahane hissiyatını içimde saklıyorum.
Bunu karşıya değil yanıbaşımızda olduklarını sandığımız tatlı su yılan balıklarına… Tehlikenin en büyüğü onlar. Yarınlarda taklacı güvercin olup “ama, fakat, lakin…” li cümleler kurup cevvalik yapacaklar. Suyun öbür yanına mancınık kullanmak farz olsun o vakit demiştim ve şöyle eklemiştim.

Dürüst olmak çok sıkıntılı değil mi?
Düşünsene onca yalan riya arasında hakikatin peşinde olmak, onu izah etmeye çalışmak, onurlu kalıp yanlış yola meyletmemek, insanların sana salak muamelesi yaparken, küplerini doldurduğunu görüp küplere binmemek ne kadar güç değil mi?

Yorucu… Ama hakikati söylemekten yorulmuyor insan. Hakikati kendine düstur ettiğini söyleyip seni buna inandırmaya çalışanların hakikat karşısındaki riyakar yanar dönerliğinden yoruluyor. “Ama”lardan, “fakat”lardan, “lakin”lerden, “tamam haklısın”lardan, “evet ben de biliyorum”lardan yoruluyor insan.

Kısa vadede elinize sinirden, ihanetten, kullanılmış olmaktan başka şey geçmiyor. Oysa karşınızdakiler nasıl da palazlanıyor, nasıl da semiriyor değil mi? O değirmenin suyu akmayınca, o sahte birliktelikler bozulunca ve tüm kirli çamaşırlar ortaya dökülünce ne olacak? Gerçeğin er geç ortaya çıkmak gibi bir huyu varken kandırılmışsın, kullanılmışsın ne yazar? Bunu sana bir kere yaparlar ya sonra?

Hep aynı kelimelerle, cümlelerle kafalanmaya çalışılıyoruz değil mi? Hepimizin hikayesi “köprüyü geçene kadar” yahut “öküz öldü ortaklık bitti” de buluşuyor değil mi? İşte burada önemli olan vazgeçmemek… Kalbin aklın doğruluğundan ödün vermemek… Ben de onlar gibi olacağım enayi miyim? tuzağına düşmemek… Dürüst olmak, haktan, haklıdan, adaletten vazgeçmemek uzun vadede size herşeyi kazandıracaktır. En azından başınız dik dolaşabilmek kadar güzeli var mı?

Sabır güzel kardeşim sabır… Üstünü kirletebilirler, karalayabilirler fakat sen kendini bile isteye pisletmeyeceksin. Bir anlık zevk, ihtiyaç, menfaat uğruna satmayacaksın içindeki sapasağam omurganı. Çok şey diyecekler, hiç olmayanı olmuş gibi gösterecekler, ezilecekler senin doğruluğun ve yol değiştirmenin sonucunda, daha hınçlanıp daha fazla sinsice saldıracak önceki dediklerinin hepsini alaşağı edecekler. Sen dimdik duracaksın yüreğinin altına koyduğun dürüstlük desturuyla. Sonra mı? Onlar birbirine düşecek ve kendilerini aklamak için yanındakileri satmaya çalışacaklar. Kardeş dediklerini tek kalemde silecek, ölümüne dediklerini ilk onlar gömecek… Sabır kardeşim senin en büyük yoldaşın olsun.

Doğrunun kimden, nereden geldiğine bakmaksızın işini iyi yapmalı, hakkı kimseyi kollamadan eğip bükmeden teslim etmelisin. Yüzde bir de olmasan farketmez işte asıl nişane orada. Hiç üzülme… Sana değerlerinin ne kadar değersiz olduğunu hissettirmek için yapılan salvolara asla göz süzme. Bırak küçük yerlerin krallık sevdalarıyla başbaşa kalsınlar, bırak iki akçe kazandıkları için seni yok saysınlar, sana ağlayıp arkanı döndüğünde tef çalsınlar… Sen yeter ki içindeki müziği kaybetme, sen yeter ki yüreğinin akorunu bozma…

Korkma… dürüst olmak korkulacak bir şey değil. Asıl onlar dürüstten korkarlar. Bilirler ki her şartta koşulda doğrunun savunucusu olacaksın. Bilirler ki senin yanında sahtekarlık yapamaz, yalan söyleyemez, hak yiyemez ve kandıramazlar kimseyi. Bu sebepten seni uzak tutmak isterler herşeyden herkesten. Kimseyi etkileme diye kendi foyalarını ortaya çıkarma diye. Bir de çirkefçe kulp takarlar ki geri dönüşün olmasın. Bilirler ki sen aynı çirkeflikte savaşmazsın. Dürüstlüğünden emin oldukları gibi oyunu kurallarına göre oynayacağından da eminlerdir. Bir de cehaletlerini örtmek adına seni senin silahınla yani ahlakınla vurmaya çalışırlar. Zavallılar…

Gün gelir devran döner. Senin hakkınla doyan kursakları tıkanır, şimdi çocuğuna reva görülen kuru ekmeğe gün gelir muhtaç olunur. Sen çocuğuna haysiyetli masallar okurken, masanda lekesiz anılar cirit atarken, içinde kötü olmamanın kul hakkı yememenin saadetiyle nefes alırken, bugünün dev aynası karşısındaki cüceleri yaşayacak orman bulamayacaklar. “Yaşamak bir orman gibi kardeşcesine” lafının anlamını gerçekten anlayacaklar.

Dürüst olmak sıkıntılı değil. Bırak şimdi uydurulmuş sahte zaferlerinin tadını çıkarsınlar, cepteki sermaye bitene dek dünyayı ben yarattım havasında gezsinler, yalan türküler söyleyip dans etsinler, bir giydiklerini bir daha giymeyip emek verenin hakkını sömürsünler, hep bana rabbena desinler, sırt sırta versinler rüzgar hep böyle esecek zannetsinler. Senin heybendeki güzelliğin ve insan olmanın haysiyetinin bugün kur olarak değeri olmasa da onların düzeni bozulduğunda senin asla bozdurmayacağın bir altın rezervin olacak.

Haydi eyvallah!!!

about

Medya Blok’a katkı yapmak, kendine katkı yapmaktır…

Dağılmıyoruz, toplanıyoruz...

Basının, gazetecilerin en büyük meselelerinden birisi de yazmak kadar haberlerin okurlara ulaştırılması. Haberler duyulmasın, okura ulaşamasın diye dağıtım şirketleri, medyalar, ajanslar tek elde toplanırken gazeteciler, toplum tam aksine çok el oldu. Haber yazan ellerimiz kadar Medya Blok’a gelmeyi tercih eden elleriniz bizi buluşturuyor. Buluşmanın sebebi olan harflerin nasıl yan yana geleceği meselesine bir ruh, ’nasıl bir yaşam?' olarak bakan bizimle belki dayanışmak istersiniz diye bir not düşmeliyiz. Elbette size verdiğimiz haberler, makaleler akşam karnınızı doyuracağınız bir ekmek değil ama haberin artık yaşam demek olduğunu da hepimiz biliyoruz.
Öyleyse beraber yaşayalım… Katkı için...
Total
0
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilir

CHP’de liyakat, HDP’de sıfır ekonomi – Fırat YEŞİLÇINAR yazdı

31 Mart seçimlerinin de 23 Haziran seçimlerinin de üzerinden uzun bir süre…

AKP içinde tuhaf gelişmeler var

İkinci İstanbul seçimlerine sayılı günler kaldı. AKP’nin İBB Adayı Binali Yıldırım ile…

Kibire karşı Haysiyet seçimi – Kemal Bozkurt – YAZDI

Her şey çok sıcak, öyle sıcak ki ne muhalefet ne iktidar ne…