At, kedi, kuzu, dana, keçi, tavşan, köpek ve diğerleri.

Hepsi insan denilen türün baskısı ve sömürüsüyle karşı karşıya.Yaşam hakları ellerinden alınan bu canlılar her çeşit davranışın odağı oluyorlar.
Çok eskiden toplanıp Hayırsız Adaya atılan köpekler, zehirlenen kediler, ağırlığının iki üç katı yük altında ezilen, atlar, katırlar, eşekler deneylerde kullanılan tavşanlar ve niceleri.
Bu acımasızlığın bir tek nedeni var biz insanların sınırsız istekleri..

Süregelen bu köleliğin insan türünün de sonu olacağı birçok defalar açıklanmasına rağmen alışkanlıklarından vazgeçmek istemeyen insan beyni bu gerçekleri devamlı reddetmekte ve son hızla bu durum devam etmektedir..
Yanlış öğretiler, gelenekler bu sömürüyü desteklemekte hayvana bakışı asla bir canlıya bakar gibi olmayan kesimin uyguladığı işkence sınır tanımamaktadır..
Kanunla hakları korunmuş olmasına önem vermeksizin devam eden bu hukuk dışı davranışlar kanunların kimi zaman yetersiz kimi zamanda karşılıksız olmasından güçlenmektedir.
Sosyal medyanın genişlemesi İle birlikte daha çok bilgimiz dahiline giren hak ihlalleri ve belediyelerin kanun dışı uygulamalarından kaynaklanan şiddet kabul edilir gibi değildir..

Ülkemizin çeşitli yerlerinde ve çeşitli amaçlarla kullanılan at arabası, fayton, atlar için korkunç bir hal almıştır.Sınırsızca ve bir canlı olduğu dikkate alınıp düşünülmeden hepsi şiddete maruz kalmıştır, kalmaktadır ve kalacaktır.

Özellikle son yıllarda atlı faytonların kullanıldığı her şehirden barbarca ve işkence dolu davranışların görüntüleri, haberleri geliyor.
Tabiki en başta en yaygın olan yer İstanbul.
Adalarda çok eski yıllardan beri kullanılan ve adaların dokusuna en uygun ulaşım aracı olarak gösterilen fayton, artık bir ulaşım aracından çok kazanç kapısı, atlar için bir işkence haline dönüşmüştür.
Daha çok turistik amaç için kullanılan, çevre kirliliğine de sebep olan ve aslında ada halkı tarafından çok mecbur kalınmadıkça kullanılmayan bu araç hala neden devam etmektedir?
Adalarda son birkaç yılda özel durumları olan kişiler dışında kullanımı sınırlı akülü araçların artması, bir sıraya tabiyken bunun göz ardı edilerek herkesin kullanımına sunulması hiç dikkat çekmez bir durumdayken işkence ve acı içinde yaşamı sonlanan atları herkes çalıştırmak için elinden geleni yapmaktadır.
Bu karmaşık hal Adalar ve İstanbul Büyükşehir belediyesini bir çalıştay yapmaya mecbur bırakmış herşeyin açıkça konuşulması gereken bir ortam olması beklenirken gerçekler karanlıkta kalarak rant düşkünlüğünün uzantısı konuşmalar son açıklamalara damgasını vurmuştur.
Adalardaki yerleşim düzenini dahi atlara bağlamak, atlar giderse Adalar imara açılır söylemleri gerçeği yansıtmadığı gibi komiktir.
Birinci derece sit alanı olan ve bu asla değişmeyecek şekilde korunan Adaların doğal yapısı atlara yüklenerek elde edilen haksız kazanç gölgelenmektedir.
Faytoncuların eğitim düzeyleri, atlara davranış biçimleri, atların barınaklarının durumu, veteriner hekim sorunu, adaların topografik yapısının faytona uygun olmadığı, çalıştırılan atların cinslerinin uygunsuzluğu ve daha sayısız eklenebilecek şık varken faytonu ısrarla savunmak neden?
Neden bu köleliğe bir son verilmiyor?

Sayın İmamoğlu verdiği sözlerde ve imzaladığı sözleşmelerde hayvanlara yapılan her türlü zulmün karşısında olduğunu belirtirken ve fayton zulmüne son vereceğiz derken böyle akıl almaz sonuçlar bizi nereye götürür? Atlı faytonu kaldıracağım derken birden bire bu değişimin nedeni nedir?

İnsanların kazanç ve üstünlük hırsı kolay bitecek birşey değildir.Bu tespitten yola çıkarak adalarda da durum değişmeyecek rant, kazanç yine galip gelecektir.
Bu yaşam hakkını hiçe sayan durumun tamamen karşısında, gerçeklerin ve doğrunun yanındayız. Atlar için refah değil özgürlük istiyoruz çünkü adaların atlara değil, adil bir yönetime ve dürüst uygulamalara ihtiyacı var.
Atlı faytonla ilgili kandırmacaya bir an önce son verilip sözlerin tutulması, uygulamaya geçilip atların tamamen özgürleştirilmesi tek dileğimiz ve beklentimizdir.
Zaman atların ve zulme uğrayan tüm canlıların aleyhine işliyor lütfen unutmayın, her kırbaç sırtlarında şakladığında yorgun bedenleri bir kez daha tarifsiz acılarla eziliyor..

You May Also Like

Kayyum tehlikesinin farkında mısınız? Fırat Yeşilçınar YAZDI

31 Mart seçimleri de 23 Haziran seçimleri de geride kaldı. Seçimin faturası…

Ormanlar yangınları ve Kül sesleri – Akın Olgun YAZDI

Çok yandık, çok yakıldık ve her defasında “yine yakacağız” diyen sesleri duyduk.…

Ay Dilbere bir nedir? – KEMAL BOZKURT YAZDI

Dil bir emirdir diyor Deleuze* öğrencilerine verdiği derste. Bilgi emirden sonra gelir…