Yaşamı sürdürebilmemiz çok temel iki dürtü sayesinde mümkündür. Savaş ya da kaç. Modern hayatlarımızda çok fazla uyaran ile birlikte fazlasıyla aktive olan bu iki dürtünün yarattığı kimyasal değişimler, bir süre sonra sinir sistemimizi yorar. Ruhsal düzeyde bu aşırı gergin hal takıntı, fobi ya da panik ataklar gibi tezahür edebilir. Endişeye göre programlanmış hayatlarımızda sakinleşebilmeyi/gevşemeyi öğrenmek bütünlüklü bir sağlıktan bahsedebilmek için elzemdir. Nefes kasların gevşemesine yardımcı olacaktır. Dans ise nefes alış verişinize ve ana odaklanabildiğiniz eylemler bütünü olarak, ihtiyacını duyduğunuz gevşeme ve sakin olma becerilerinizi geliştirebilir.

Geçen hafta kaldığımız yerden devam edersek; ruhumu besleyenlerden biri de neden dans olmasın? Bedenime aldığım ve bedenimin her yerine ulaşan nefes/oksijen sayesinde, yoğun endişenin yarattığı etkileri nötralize etmem mümkün.

Üstelik genellikle dansımıza eşlik eden müzik için ruhun gıdası demez miyiz zaten?

“Neden dans?”, sorusunun cevabına gelince; henüz bir konservatuar öğrencisi olduğum zamanlarda, istanbullu pek çok dans sanatçısının yakından takip edebilme şansına nail olduğu, Dans Tiyatro’sunun kurucu annesi Pina Bausch’un sözleri gelir aklıma. “Dans et, dans et, yoksa kaybederiz…” der Pina Bausch*(1). Kendi cümlelerimi eklerim sonrasında. Korumak ya da unuttuklarımızı hatırlamak için de dans ederiz. Bir yerlerde, bir şekilde unuttuğumuz/unutturulduğumuz kendiliğimizi, doğamızı, doğamızın iyileştirici gücüne/gücüyle yeniden bağlanmak için yani aslında olduğumuz kişiyle bağ kurabilmek için. Gökyüzünün altında, yeryüzünün üstünde kendimiz olabilmek için. Gerçek güç için, kendini bilme gücüyle donanmak için…

Bir başka söz, bir Afrika Atasözü “Yürümeyi ve koşmayı bilen herkes dans edebilir” der. Koşmak ne kelime artık zar zor yürüyebilen hatta koltuğuna mahkum yaşlılarla ve beden algısı çok zayıf ve bedensel becerisi oldukça sınırlı şizofreni hastalarıyla çalışmış biri olarak, müziği duyan, ritmi hisseden ya da boş bir dans salonuna girebilecek kadar merakı ve hevesi olan herkesle Dans/Hareket Terapisi’nin çalışılabileceğini düşünenlerdenim.

(1) Ben ve Beden Arasında Dokunan Ağ: Dans/Hareket Terapisi Dr. Zeynep Çatay

İlginizi çekebilir

Kayyum tehlikesinin farkında mısınız? Fırat Yeşilçınar YAZDI

31 Mart seçimleri de 23 Haziran seçimleri de geride kaldı. Seçimin faturası…

Ormanlar yangınları ve Kül sesleri – Akın Olgun YAZDI

Çok yandık, çok yakıldık ve her defasında “yine yakacağız” diyen sesleri duyduk.…

Ay Dilbere bir nedir? – KEMAL BOZKURT YAZDI

Dil bir emirdir diyor Deleuze* öğrencilerine verdiği derste. Bilgi emirden sonra gelir…