“Gelıyi Mayıs ayı
Toplayalım çaylari
Gidelım fabrikaya
Alalım paraları”
Rize Türküsü

Bu yıl baharı Covid-19 salgını ile karşıladık. Olağanüstü koşullarda olduğumuz bu süreçte birçok kesim gibi çiftçiler de hasat zamanı olan bahar aylarında tarlalarına nasıl gideceklerinin endişesini taşımakta. Bir yandan sağlığını korumak için önlem alan insanlar, bir yandan da geçimlerini sürdürmek için gündelik hayatını sürdürebilmenin yollarını arıyor. Hepimizin kaygısı virüs olsa da ertesi güne çıkabilecek koşulları sağlayamamak ve işsizlik tehdidi önümüzü görmeyi zorlaştırıyor. Hastalığa yakalanıp hayatta kalsak da geçimimizi nasıl sürdüreceğiz çığlıkları haklı olarak toplumda birçok kesimi tedirgin ediyor. Neredeyse hayatın durduğu bu noktada en temel ihtiyacımız olan beslenme için marketlere insanların akın ettiği bir süreçte, çiftçinin üretememe kaygısı önümüzde gıda krizi ve kıtlık gibi olası senaryoları önümüze koymakta. Kendine yeten bir ülke olduğumuz bilgisinden tarıma verilmeyen destekler ve ithalatçı zihniyet ile uzaklaştığımız zamanların üstüne salgın tehdidinin eklenmesiyle birlikte çiftçilerin üretim yapamama kaygısı daha da artmış durumda. Salgına denk gelen hasat zamanlarında Tarım ve Orman Bakanlığına üreticiler dikkat kesilmiş durumda. Bitkisel üretim ve tarımsal çeşitlilik konusunda zengin olan Türkiye’de kuşkusuz her ürün için ayrı ayrı önlemler alınması gerektiği bu ortamda, bakanlıktan hazine arazilerinin tarıma açılması ve sadece 21 il ile sınırlı tohum desteği verilecek olması dışında tatmin edici bir açıklama yapılmaması ve bu anlamda çiftçiyi destekleyecek detaylı bir paket sunulmaması da önemli sorunlardan birisidir.

Çay üreticileri soruyor: Hasat yapabilecek miyiz?
Doğu Karadeniz Bölgesi’nin ana geçim kaynağı, sosyal yaşamın temel kurucu öznesi çayın bu seneki hasadının başlamasına sayılı günler kaldı. Çay tarımı, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Rize, Trabzon, Artvin ve Giresun illerinde 800 bin dekarlık bir alanda 200 bin üretici tarafından yapılmakta. Bu rakama ÇAYKUR ve özel çay fabrikalarında çalışan işçiler ve mevsimlik işçiler de eklendiğinde yaklaşık 2 milyon kişi çay tarımından geçimini sağlamakta. Çay hasadının önemli özelliklerinden birisi, çoğunluğu göç etmiş ancak kırla bağları tam olarak kopmamış olan üreticilerin hasat zamanında bölgeye gelmeleridir. Bölge esnafı için de bölgeye gelecek insanların yapacakları tüketim açısından önemli olan çay tarımı, görünenden çok daha fazla insanın çay ile geçimini sağladığı ve çayın bölgenin olmazsa olmaz lokomotifi olduğunu ortaya koymakta.
Normal koşullarda Mayıs ayının ilk haftasında başlaması öngörülen çay tarımının bu sene salgın nedeniyle nasıl ve ne koşullarda yapılacağı endişe konusu. Bölgede birçok insanın geçimini sağlayan, Doğu Karadeniz denildiğinde ilk akla gelen çayda bu sene koronavirüs tedbirleri kapsamında üretim yapılıp yapılamayacağı da merak konusu. Bu konuda yapılan açıklamalar, çay tarımında çalışan yaklaşık 40 bin Gürcistan ve Azerbaycan’dan gelen mevsimlik işçilerin sınırların kapatılması nedeniyle gelemeyeceği ve ÇAYKUR Genel Müdür Vekili Yusuf Ziya Alim tarafından 2020 yaş çay sezonu hazırlıklarına başlandığı, yeni sezona eksiksiz bir şekilde başlanma gayreti olduğu ile sınırlı kalmıştır. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından bu konuda alınacak tedbirlere ilişkin bir şey söylenmezken, ÇAYKUR tarafından da 13 Mart 2020 tarihinde yapılan açıklamadan sonra yeni bir açıklama yapılmamıştır. Normal koşullarda Mart-Nisan ayında gübrelemenin yapılması gereken çaya bu sene gübresini atamayan çay üreticilerine, Ziraat Odası tarafından ‘gübreleme faaliyetlerini ilk sürgü çay hasadından sonra yapabilirsiniz, toprak zaten kış boyunca dinlendi, yeteri kadar mineral aldı, verimde sorun olmaz’ açıklaması da alınacak önlemler konusunda belirsizlik olduğuna işaret etmekte. Beraberinde şu soruları da getirmekte: Eğer çaya gübre ilk hasattan sonra yapılabiliyorsa, neden bunca yıl mart-nisan aylarında gübre attırıldı? Bu zamana kadar toprak hiç mi düşünülmedi?

Vaka sayısının 88 olarak açıklandığı Rize’ye kente girişlerde sıkı önlemler alındığı ifade edilse de “tedbirler alındı mı, çay hasadı bu koşullarda nasıl başlayacak?” sorularını yanıtlamaya yetmiyor. Salgının bölgede yayılmasında koronavirüs vakalarının en çok görüldüğü İstanbul başta olmak üzere birçok ilden gelenlerin etkili olduğu ifade edilirken, bu durumda yaklaşan çay hasadı için özel önlemler alınması gerekmiyor mu?

Çay üreticisi üretim hakkının güvence altına alınmasını bekliyor!
Her yıl açıklanan yaş çay taban fiyatı ile beli bükülen, istikrarlı ve güven veren bir çiftçi politikasının yokluğu nedeniyle önünü görmekte zorlanan üreticileri, çay tarlalarına gireceği bugünlerde her zamankinden daha çok devletin ve ÇAYKUR’un yanında olduğunu görmeye ihtiyacı var.
Üreticiler eğer çayını toplayamazsa çay dalında kalır ve sadece bir hasat dönemi değil, bir yıllık çayı kayba uğrar. Ana geçim kaynağı çay olan bölgede çayın tarladan toplanamaması çay farikalarının da işlememesi, dolayısıyla ÇAYKUR’un fabrikalarında çalışan işçi ve mevsimlik işçilerin de işsiz kalması anlamına gelmekte. Böylesi bir durum da açıktır ki bölgeyi ekonomik olarak daha kötü koşullara sürükleyecektir.
Salgının bölgede yayılmasının engellenmesi ile birlikte çay üretiminin devamlılığının sağlanması ve çay tarımının güvenli bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için gerekli önlemlerin bir an önce açıklanması gerekmektedir. Yaşadığımız bu zor günlerde çiftçilerin gıda egemenliği hakkı ve tüketicilerin gıda güvencesi gözetilerek, üreticilerin tarlalarına güvenle gidebilmesi aynı zamanda yılda kişi başına 3,4 kilogram ile en çok çay tüketen ülkeler sıralamasında birinci sırada yer alan ülkemizin kendi kendine yeten bir ülke olarak yokluğa düşmemesi için de elzemdir. Çay hasadına sayılı günler kala ve üreticilerin soruları yanıt beklerken önlemlerin alınmasında gecikilmesi hem halk sağlığı hem de bölge ekonomisi için çok daha ağır bir tabloyu ortaya çıkaracaktır.
Çayın hasadı yapılmayacaksa bu konuda bir an önce açıklama yapılmalı ve üreticinin endişeleri bir an önce giderilmelidir. Bu konuda çay üreticilerinin zararlarının karşılanması, çay fabrikasında çalışan ücretli ve mevsimlik işçiler ücretli izne çıkarılmalı yönünde bir destek paketi açıklanmalıdır.
Eğer bu açıklama yapılmayacaksa çayın toplanmasından fabrikaya götürülmesi, fabrikadan tüketiciye ulaştırılana kadar geçen süreçte acilen şu önlemlerin alınması halkın sağlığı için zaruridir:

• Çay Tarım Kurulu oluşturularak Çay Önlem Planı hazırlanmalı, bu planın ivedilikle hayata geçirilmesi sağlanmalı, çayın geleceği konusunda ortak bir tutum alınmalıdır.
• Salgınla mücadele konusunda kriz masası kurularak çayın toplanmasından, alım yerlerine ulaşması, fabrikalarda işlenip tüketiciye ulaşana ki kadar olan süreci çerçevesinde çay üretiminin güvenli bir şekilde yapılmasının koşulları sağlanmalıdır.
• Yaş çay tabanının bir an önce açıklanarak, insanca yaşanacak bir taban fiyatı ve destekleme primi belirlenmelidir. Olası gelir ve rekolte kaybı da göz önüne alınarak taban fiyatı belirlenmelidir.
• ÇAYKUR üreticisine sahip çıkarak, üreticilere ÇAYKUR tarafından alım garantisi verilmelidir. Kampanya süresi ve çay alımları uzun tutulmalıdır.
• Kota ve kontenjan uygulamasına son verilerek, özel sektörün fiyat kırmasının önüne geçilmelidir.
• Çay alım yerlerinde yığılmanın önlenmesi ve çay alımlarının sağlıklı koşullarda yapılabilmesi için alımların üreticiyi mağdur etmeyecek şekilde planlı bir şekilde yapılması sağlanmalıdır. Çay alımının organize edilmesi için gerekli planlama yapılmalıdır.
• Bir eksperin en az dört alım yerine bakması yerine ÇAYKUR’da gerekli sağlık koşullarının sağlanması için istihdam arttırılmalı, mevsimlik çalışan işçilerin bu süreçte görev süreleri uzatılmalıdır.
• Üreticiye girdi desteği sağlanmalı, gübre ve benzer girdi ihtiyaçlarını karşılamak için çiftçinin borçlu bulunduğu bankalar, Tarım ve Kredi Kooperatifleri tarafından üreticilerin borçları faizsiz olarak ertelenmelidir.
• Fiziksel temasın kesilmesi çerçevesinde gübreleme, budama, temizleme vb. ön çalışmalar için bir araya gelmenin önüne geçilerek, bu işlerin yapılamamasından dolayı yaşanacak olan kayıpların telafisi sağlanmalıdır.
• Gürcistan ve Azerbaycan’dan gelen çay tarlalarında çalışan mevsimlik işçilerin gelememesi üreticiyi farklı çözümler aramaya itecek ve bu da fiyatın artmasına neden olacaktır. Mahsulünde kayba uğraması kaçınılmaz olan üreticinin bu durumun üstesinden gelebilmesi için mevsimlik işçiler konusunda standart bir fiyat uygulaması yapılmalıdır.
• ÇAYKUR ve özel çay fabrikalarında ve alım yerlerinde mevcut hijyen sorunları acilen giderilmeli ve bu süreçte daha sıkı önlemler alınmalıdır. Mayıs ayında çay hasadının ve işlenmesinin başlanacağı göz önüne alındığında sağlıklı ve insani çalışma koşulları bir an önce alınmalıdır. Bu konuda özel çay fabrikalarının gerekli önlemleri alıp almadıkları konusunda denetimler yapılmalıdır.
• Çay üreticileri ve çay fabrikalarında tüm çalışanlar için yeterli sayıda eldiven ve dezenfektan temini yapılmalıdır. Bunların dağıtımı ücretsiz olarak yapılmalıdır.
• Çay fabrikalarında havalandırma sistemleri çalışır duruma getirilmeli, olmayan işletmelere havalandırma sistemi kurulmalıdır.
• Çay fabrikalarında çalışan işçilere ve ailelerine test yapılmalı, çıkan sonuçlara göre gerekli önlemler alınmalıdır. Çay nakliyatında çalışan kamyoncuların hijyen koşulları sağlanmalıdır.
• ÇAYKUR ve özel çay fabrikalarında risk grubunda olan işçiler için mevsimlik işçiler dahil olmak üzere ücretli izin verilmelidir.

Eğer bu önlemler alınmaz ve üreticiyi tarlaya giremez, önünü göremez ise Sabri Hacıkeleşoğlu’nun “Çay” şiirinde yazdığı “bahçelerde gül dalısın bardaklarda nur halısın herkesin ortak malısın içilirsin yudum yudum” sözlerindeki hepimizin ortak içeceği, kahvaltılarımızın ve sohbetlerimizin eşlikçisi çayı içmemiz ilerleyen günlerde zorlaşacak…

Medya Blok Youtube kanalını takip edin...
You May Also Like

Kayyum tehlikesinin farkında mısınız? Fırat Yeşilçınar YAZDI

31 Mart seçimleri de 23 Haziran seçimleri de geride kaldı. Seçimin faturası…

Ormanlar yangınları ve Kül sesleri – Akın Olgun YAZDI

Çok yandık, çok yakıldık ve her defasında “yine yakacağız” diyen sesleri duyduk.…

Ay Dilbere bir nedir? – KEMAL BOZKURT YAZDI

Dil bir emirdir diyor Deleuze* öğrencilerine verdiği derste. Bilgi emirden sonra gelir…