ÇAYKUR istikrarlı bir şekilde zarar etmeye devam ediyor. Açıklanan rakamlar her yıl artan borç yükünün katlanarak devam ettiğini gösteriyor. Bir önceki yılın borçlarının birbirine eklenmesiyle birlikte ÇAYKUR karşımıza ‘batık bir kurum’ izlenimi ile çıkıyor. Zarar rakamları tek başına mali bir çöküşün ifadesinden çok Türkiye’de çay üretiminin lokomotifi, devlet destekli bir ülkenin kalkınması saiki ile yola çıkmış bir kurumun yönetilememesi ile birlikte nasıl yok edildiğini de gözler önüne seriyor. Bugün ÇAYKUR’un başına gelenler bu ülkenin kamu kurumlarının nasıl yok edildiğinin hikayesidir. Çözümsüzlük kıskacında ayakta kalmaya çalışan, şaibeli harcamaları ve yüklü faiz ödemeleri ile beli bükülen, üreticinin güvencesi iken sermaye birikimini destekleme işleviyle nasıl etkisizleştirildiğinin iyi bir örneğidir ÇAYKUR.

Üreticinin güvencesi olmaktan uzaklaşan ÇAYKUR…

Merkezi Rize’de bulunan ÇAYKUR’un bünyesinde 49 adet yaş çay işleme fabrikası, 1 pazarlama ve üretim bölge müdürlüğü, 8 pazarlama bölge müdürlüğü, Anatamir Fabrikası, Atatürk Çay ve Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü bulunmaktadır. Yıllara göre değişmekle birlikte bölgede üretilen yaş çay ürününün %50-55’i ÇAYKUR tarafından alınmakta ve işlenmektedir. 13 bine yakın daimi, geçici işçi ve memur çalışana sahip olan ÇAYKUR, 1984 yılında çıkarılan Çay Kanunu ile çaya özel çay fabrikalarının girmesinden bugüne yaş çay alımlarında kısıtlamaya gitmiş, özel sektörün bu alana girişine kolaylaştırıcı bir işleve bürünmüştür. Özel çay fabrikalarının üretime başladığı 1985 yılından bu yana pazar payları oldukça sınırlı iken, bugün özellikle 2017 yılında olduğu gibi ÇAYKUR özel çay fabrikalarının kendisini çay alımında geçmesi ile adeta övünen bir kurum durumunda bırakmıştır. Bu durumun mağdurları kuşkusuz çay üreticileri olmuştur. Eskiden çayını devletin belirlediği fiyattan satabilen üreticiler, şimdi kota ve kontenjan nedeniyle özel çay fabrikalarının fiyat kırmalarına razı gelerek, çayım yanmasın, tarlada kalmasın derdiyle ucuza çayını satmaya mecbur kalmıştır. Aslında ÇAYKUR’un hali de bu zamandan sonra tam bir muamma haline gelmiştir. Üreticinin güvencesi olmaktan uzaklaşarak, Türkiye’nin tarım politikasına uygun olarak çay ziraatını geliştirmek, ekonomik gereklilik, kârlılık ve verimlilik ilkeleri doğrultusunda; sermaye birikimine yardım ederek yatırım kaynağı yaratmak, serbest piyasa şartlarında en çok faydayı temin etmek amaçları ile asıl yönü çizilmiştir. Bununla birlikte 2017 yılında ÇAYKUR’un Türkiye Varlık Fonu bünyesine alınması, bu işlevleri derinleştiren bir hamle olmuştur. Özel hukuk hükümlerine tabi Türkiye Varlık Fonu, sermaye piyasalarında araç çeşitliliği ve derinliğine katkı sağlamak, yurtiçinde kamuya ait olan varlıkları ekonomiye kazandırmak, dış kaynak temin etmek, stratejik, büyük ölçekli yatırımlara iştirak etmek amacıyla kurulmuş bir şirkettir. ÇAYKUR’un Varlık Fonu’na devredilmesinin en temel anlamı çay üreticilerinin kurumu olmaktan tamamen çıkarılarak, kâr amacı ile işletilen özel hukuka bağlı bir kuruluş haline gelmesidir. Varlık Fonu kuruluş kanununa göre bundan sonra ÇAYKUR, sadece gelirleriyle değil, varlıkları ile de içeriden ve dışarıdan borç alınırken teminat gösterilebilecek, gerekirse rehin verilebilecektir.

ÇAYKUR’un geleceği belirsiz…

ÇAYKUR, Türkiye Varlık Fonu bünyesine katıldığında geleceği daha belirsiz hale geldi. Dönemin ÇAYKUR Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu, Her sene yatırım bütçemiz büyük oranda kısıtlandı, kırpıldı. Bundan sonra inşallah Varlık Fonu ile beraber daha hızlı hareket etme, daha hızlı kararlar alıp bunları hayata geçirme imkanımız olacak açıklamasını yapmıştı. 2017 yılında ÇAYKUR’un 567 milyon 742 bin zarar açıklaması ve 300 milyonunun Hazine Müsteşarlığı tarafından karşılanması sonucunda 267 milyon 742 bin TL’ye düşürülen zarar neticesinde Sütlüoğlu, ortaya çıkan zararın hükümetin tercihi açıklamasının ardından 26 Nisan 2018 tarihinde istifa ettirilmişti. Ardından uzun süre vekaleten yürütülen Genel Müdürlüğe 3 Ekim 2018 tarihinde şimdi Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı olan Ekrem Yüce atanmış, Yüce de yerel seçimlerin ardından 27 Kasım 2018 tarihinde istifa ederek genel müdürlüğü bırakmıştı. O tarihten bu yana genel müdürlüğü Yusuf Ziya Alim tarafından vekaleten yürütülen ÇAYKUR’a genel müdür ataması yapılmamıştır. İlerleyen yıllarda ÇAYKUR tarafından zarar artarak devam etmiş, 2018 yılında 657 milyon 86 bin TL, 2019 yılında da 635 milyon 93 bin TL zarar açıklanmıştır. Türkiye Varlık Fonu’na geçtikten sonra ÇAYKUR’un yıllar itibarıyla zararı toplamda 1 milyar 559 milyon 921 bin TL’ye ulaşmıştır.

YILLAR

KAR

ZARAR

2017

267.742

2018

657.086

2019

635.093

Toplam

1.559.921

Kaynak: ÇAYKUR 2018, 2019 Faaliyet Raporları

ÇAYKUR neden zarar ediyor?

2018 ÇAYKUR Sayıştay Raporunda ÇAYKUR’un neden zarar ettiğine dair önemli tespitler bulunmaktadır. Açıklanan zararların mali yapıyı ciddi ölçüde bozduğuna dikkat çekilen Sayıştay Raporunda finansman ihtiyacının karşılanması için banka kredilerine başvurulması, stoklardaki artış ve bunların eritilmesindeki sorunlara dikkat çekilmektedir. Uzun süredir Genel Müdür ataması yapılmadığına da dikkat çekilen raporda, ülkemiz açısından son derece öneme sahip bir kuruluşun, geleceğe yönelik olarak stratejik planlama yaparken ve bu planlama kapsamındaki uygulamaları hayata geçirirken asaleten atanan Genel Müdür tarafından yönetilmesi gerektiği belirtilmektedir.

Tespit edilen sorunlar şu şekildedir:

  • Kendi tespit ve teklifi üzerine alımı yapılan ve üretilen, böylece ÇAYKUR’u taahhüt altına sokan ÇAYTAŞ’ın, promosyon ürünlerin dağıtımı ile korunmasında mevcut sözleşme gereği sorumluluğu bulunmamasına rağmen, promosyon ürünleri için ÇAYKUR tarafından KDV dahil ödenen 782 bin 869 TL’lik depo kira bedelinin ÇAYTAŞ’tan talep edilmesi gerektiği,
  • Pazarlama faaliyetlerini kendisi yapması gerekirken bu işlerin ÇAYTAŞ’ta olması,
  • Muhtelif işler projesi çerçevesinde yatırım programından ayrılan 16 milyon TL harcanarak başlanılan stevia bitkisinden ekstrakt üretme çalışması,
  • ÇAYKUR’un Doğrudan Borçlandırma Sistemi ile bayilerin mal alımlarıyla oluşan borçlarını bankalar aracılığıyla tahsil etmeye çalışması, dolayısıyla satışlardan olan alacaklarını bayilerden değil, bankalardan alacaklar olarak takip etmesi, kredi kullanma ihtiyacının, birkaç ay içerisinde alınıp, hemen ödenmesi gereken yaş çay yaprağı alımlarının finansmanı ile sınırlı ve yılsonuna doğru çay satışlarından gelen hasılat ile ödenmekte iken, giderek yıla yayılan ve genel nitelikte, kalıcı bir finansman ihtiyacına dönüşme eğilimi gösterdiği belirtilmektedir. Bu durum neticesinde toplam varlıkların yabancı kaynaklarla karşılanma oranı % 69 seviyesine kadar yükselmiştir. 2016 yılında toplam 4,59 milyar TL (alınan) ve 4,42 milyar TL (ödenen), 2017 yılında da 5,85 milyar TL (alınan) ve 5,61 milyar TL (ödenen) olan kredi kullanımlarının 2018 yılında 7,59 milyar TL(alınan) ve 7,07 milyar TL (ödenen) olarak büyük ölçüde arttığı, aynı şekilde kullanım/ödeme farkının, yani ödenemediğinden, sonraki yıla devreden kredi bakiyesinin de 2016’daki 1,29 milyar TL’den, 2017 yılında 1,53 milyar TL’ye ve 2018 yılında da 2,06 milyar TL yükselerek giderek arttığı görülürken, bu durumun gelir tablosuna 349,6 milyon TL finansman gideri olarak yansıtılarak, bu tutarın dönem zararının yaklaşık % 53’üne tekabül ettiği,
  • Geçen yıla göre %30 oranında artarak 2.259 milyon TL’ye yükselen kısa vadeli yabancı kaynakların; % 91’ini bankalardan alınan spot kredi bakiyelerinden oluştuğu, çay alım dönemlerinde üreticilere ödenmek üzere Yönetim Kurulunca verilen yetki çerçevesinde kullanılan banka kredileri tutarının her geçen yıl artmakta olduğu ve 2018 sonu itibariyle ödenmesi gereken bakiye kredi borcunun 2.056 milyon TL’ ye ulaştığı, kuruluş sermayesinin yıl içerisinde 495 milyon TL artırılmış ve bunun 276 milyon TL’sinin ödenmiş olmasına rağmen 657 milyon TL tutarındaki dönem zararının da etkisiyle Öz kaynakların önceki yıla göre % 27 oranında azaldığı,
  • Bölge ve bayi stoklarının artışının, satış sürecinde yer alan bütün ticari kişi ve kuruluşlar için ek stok maliyetleri çıkarması, örneğin 2016 yılı ortalarında bayilere cezai şart uygulanmaması kararı alınırken, 2017 yılında da, satış vadeleri 300 güne kadar çıkarılmış ve 2018 yılında da mal fazlası uygulamalarını artırarak satış ve stok sorunları çözülmeye çalışılmıştır. Dolayısıyla bu uygulamaların ÇAYKUR’a maliyeti, doğal olarak, ticari banka kredileri ve bunlar için ödenen faiz tutarlarının artması ve 2017 ve 2018 yıllarında olduğu gibi giderek artan dönem zararları ile sonuçlanması,
  • Çay stoklarının artması ve elden çıkarılamaması da en önemli sorunlardan birisi olarak ifade edilirken, 2018 yılsonu itibariyle toplam (tasnifli ve paketli) çay stokları 103.645 ton olarak görünmesine rağmen, aynı tarih itibariyle fiilen 109.225 ton çay stoku bulunduğu, ÇAYKUR stoklarında bekleyenlerin bayi stokları olduğu, stokların hızla artmasının yanında eski yıllara ait organik çay stoklarının 96 tonluk bölümünde rutubet sınır değerlerine yaklaşıldığı, bu durumun da hem ekonomik değer kayıpları hem de ilave üretim maliyetleri çıkardığı, bunun da dönem zararını büyük ölçüde arttıracağı,
  • ÇAYKUR’un içinde bulunduğu finansman darboğazının aşılması bakımından, mevcut çay yaprağı alımı, üretim, stok ve satış politikalarının gözden geçirilerek, gerekli tedbirlerin alınmasının gerektiği ifade edilmektedir.

Geçtiğimiz haftalarda yayımlanan 2019 yılı ÇAYKUR faaliyet raporunda da 635 milyon 93 bin TL zarar açıklanırken, bu zararın geçmiş yıl zararına eklenmesi sonucunda 2019 yılına devreden geçmiş yıl zarar tutarının 1 milyar 151 milyon 912 bin 646 TL olarak belirtilmiştir. Raporda kurumun mali borçlarının bankalara olan kredi borçlarının olduğu, 2019 yılı dönem sonu itibarıyla 3 milyar 498 milyon 250 bin TL kredi borcu bulunduğu belirtilirken, bu borcun bir önceki yıl göre 1 milyar 442 milyon 459 bin 700 TL arttığı ifade edilmektedir. Kurumun satıcı firmalara 14 milyon 451 bin 347 TL borcu bulunurken, bu borcun 13 milyon 962 bin 149 TL’si ticari mal (didi) alımı yapılan firmalara olan borçlar olduğu belirtilmektedir. Diğer borçların da bayi fazla ödemesi ve yurt dışı tüzel şahıslara olan borçlar olduğu söylenmektedir. Reklam ve fuar giderlerinin 36 milyon 367 bin 863 TL olduğu ifade edilirken, kurumun bağımsız denetim raporunda da döviz kurundaki ve faiz oranındaki değişiklerle finansal risklere maruz kalan kurumun sürekliliğini devam ettirme kabiliyeti açısından ciddi şüphe uyandıracak önemli bir belirsizliğe mevcut olduğuna işaret edilmektedir.

Ne olacak ÇAYKUR’un hali…

Açıkça yönetilememe krizi içerisinde olan ÇAYKUR’un durumunun pek parlak olmadığı mali tablolarından açıkça görülmektedir. Ancak bu durumun sorumlularının iyi tespit edilmesi ve ÇAYKUR’un ilk başta kuruluş amacına uygun olarak üreticinin yanında olduğunu göstermesi gerekir. Kurumun artan zararlarının sorumlusu ne çay üreticisidir ne de fabrikalarda çalışan işçilerdir. Bu zamana kadar kurumun zarar etmesine yol açan politikalar da tam da Türkiye tarımın tasfiye edilmesinin bir sonucudur. Tüm bu veriler göstermektedir ki ÇAYKUR gözden çıkarılmıştır. Tam da bu salgın günlerinde çay üreticilerinin ve işçilerinin ÇAYKUR’dan beklediği desteğin aynısı ÇAYKUR’a da verilmelidir. ÇAYKUR yeniden üreticinin kurumu olarak üretici için kaynaklarını harcamalıdır.

Medya Blok Youtube kanalını takip edin...
You May Also Like

Çay üreticisi tedirgin: Toprağı hiç mi düşünmediniz? – Fatma GENÇ yazdı

“Gelıyi Mayıs ayı Toplayalım çaylari Gidelım fabrikaya Alalım paraları” Rize Türküsü Bu…

Kayyum tehlikesinin farkında mısınız? Fırat Yeşilçınar YAZDI

31 Mart seçimleri de 23 Haziran seçimleri de geride kaldı. Seçimin faturası…

Ormanlar yangınları ve Kül sesleri – Akın Olgun YAZDI

Çok yandık, çok yakıldık ve her defasında “yine yakacağız” diyen sesleri duyduk.…